Nimetle Şaka Olmaz. Peki Ya Sanat Olur Mu?


Nimetle şaka olmaz her ne kadar Cem Yılmaz'ın G.O.R.A filminin mottalarından birine dönüşmüş olsa da hemen hepimiz bu deyişi çocukluğumuzdan hatırlarız. Baekdal sitesinde bu eklentiyi hazırlayan arkadaşın söylediklerine göre o da benzer uyarılara maruz kalmış küçük bir çocukken. Yemekle oynamamak kültürler arası bir etik kural gibi gözükse de, Anna the Red tabuları yıkan orjinal bir çalışma ortaya koymuş. Adeta tabağınızdaki yemeği bir sanat eserine dönüştüren bu yaratacı insana acilen bir yer açmasını tavsiye ediyorum. Özellikle çocuklara yönelik menülerle gönülleri fethedebilir.


Mona Lisa'nın 9 Farklı Yorumu: South Park'tan Picasso'ya Kadar


TheBestArticle sitesinde meşhur Mona Lisa tablosunun 9 farklı yorumu var. Özellikle Picasso'nun ve South Park'ın yorumlarını ben çok beğendim. Hayli ilginç bir çalışma olmuş kaçırmayın.

Tokyo Tasarım Haftası - LED Kol Saati


2008 Tokyo Tasarım Haftası’nda, tasarımcı Hironao Tsuboi imzalı, yukarıda gördüğünüz harikulade LED kol saati de gösterildi.

LED, Türkçe karşılığı ‘ışık yayan diyot’ olan ‘light emitting diode’ ifadesinin kısaltması. Son yıllarda tabelalarda, trafik ışıklarında, otomobil aydınlatmalarında birçok örneğine rastladığımız LED’in yaratıcı kullanımının en güzel örneklerinden biri gibi duruyor Tsuboi’nin tasarımı.

Seri üretimine geçilir mi bilmiyorum; ama farklı renklerde kordon ve LED seçenekleriyle talep yaratacak çarpıcı sonuçlara ulaşılabileceği düşüncesindeyim.

FunForever üzerinden …



Marilyn Monroe'nun En Eski Fotoğrafları



Marilyn Monroe birçok ünlü gibi ismini değiştirenler arasında. Ünlü olmadan önce Norma Jean Barker adıyla tanınan sanatçının çektirdiği bu fotoğraflar müzayede ile satışa sunulacakmış. Hayranlarına duyurulur.

Hürriyet aracılığı ile,

Birbirinden Güzel 4 Graffiti Resim


Xemanhdep aracılığı ile inceleme fırsatı bulduğum bu graffiti çalışmaları sadece benim seçtiklerim. Galeri birbirnden farklı ve başarılı çalışmayla dolu. Meraklısına duyurulur.


Ron Mueck: Psikopat Derecede Gerçekçi Heykeller




Avusturyalı sanatçı Ron Mueck çarpıcı eserleri ile inceleyenleri hayrete düşürüyor. Eserlerinde realist tavrını acımasızca kullanan sanatçının başka çalışmalarını ve çalışma yöntemini paintalicious aracılığı ile inceleyebilirsiniz.

Philip Toledano Fotoğrafları



İlk fotoğraf makinesini 11 yaşında elde eden, 1968 Londra doğumlu sanatçı Philip Toledano, o günden beri sıra dışı fotoğraflar çektiğini söylüyor. Çeşitli ajanslar için sanat yönetmeni olarak çalıştığı 10 yıllık bir aradan sonra ilk aşkı fotoğrafa geri dönen sanatçı, bu tek bir imge ya da bir imgeler dizisi olabilir; ama her şeyin bir fikirle başlaması gerektiğine inanıyor. Toledano için fotoğraf, sorulara yeterince yer bırakacak, bitmemiş bir cümle gibi olmalıymış.

Yukarıdaki ilk kare, "Yokluktan daha güzeli yoktur" temalı Arktik fotoğraf serisinden...

"Umut ve korku, Amerika'da başıboş bırakılmış içsel, arzu ve paranoyanın dışsal manifestolarıdır" temalı fotoğraflar ise mutlaka görülmeli. İkinci fotoğraf da o seriden.

Görülmesi gereken diğer bir çalışma da Toledano'nun bir yerleştirme çalışması: Amerika Hediyelik Eşya Dükkanı: Eğer Amerikan Dış İlişkiler Bürosu bir hediyelik eşya dükkanı olsaydı orada neler satılırdı? Ebu Garib'deki insanlık dışılıklara sarsıcı göndermeler içeriyor.

Toledano'nun bir başka fotoğraf serisinin adı ise "Babamla Günler". Kısa bir süre önce hayat arkadaşını yitirmiş ve kısa-dönem-hafıza sorunları yaşayan babasıyla olan ilişkisinin hem fotoğrafları hem de öyküsü yer alıyor bu bölümde. Buradaki fotoğraflar da mutlaka görülmeli.



Cityscope: Kocaman Kent Kaleydoskopu




İlk görüşte aşk böyle bir şey olmalı. Alman tasarımcı Marco Hemmerling imzalı bu çok yüzlü şeyin fotoğrafını görür görmez çarpıldım:

Cityscope: Kocaman Kent Kaleydoskopu.

Dilimizde, yerleştirme, döşem, kurgu, kurma sözcükleriyle karşılanabilecek; ama hiçbirinin İngilizcedeki ‘installation’ sözcüğünü karşılamadığı düşünülerek, ‘enstalasyon’ biçiminde de dilimize aktarılabilecek bir sanat türünün örneği olan ve Plan08 adlı mimarlık festivali için hazırlanmış bu harikulade çalışma Köln’de sanatseverlerle buluşturulmuş.

Çocukluk eğlencelerimizden biriydi, anımsarsınız, bir miktar suyun içine az biraz deterjan ekleyip sabun köpükleri yapmak ve onların renkten renge uçuşunu izlemek. Ben bir de düz, beton yüzeyler üzerinde sabun köpükleri oluşturur, onları birleştirir ve kendimi – kısa süreli de olsa – o köpükler yüzeyinde izlemeye çalışırdım. Kendimi ve çevremdekileri, sürekli hareket halinde ve rengarenk konveks yüzeylerde görmek bambaşka bir deneyimdi benim için. Onca zaman geçti, basitlik ve güzelliğin birbiri içinde erimesinin daha uygun bir örneğini henüz görmedim.

Yıllar sonra öğrenecektim ki köpük yüzey üzerindeki renk ya da ışık oyunlarının; e.d. küre yüzeyindeki o sürekli değişen, fantastik renklerin oluşmasının nedeni sabun yüzeyinin/kabuğunun çok ince de olsa bir kalınlığı olması ve, kabuğun ön ve arka yüzeylerinden yansıyan ışık dalgalarının yaptığı girişimmiş.

Tahmin ediyorum ki Cityscope’un aslında saydam olan yüzeyleri altında kullanılan radyant folyo da benzer bir işlev taşıyor ve Cityscope’un aynı yüzeyine farklı açılırdan baktığınızda farklı renk oyunlarıyla karşılaşıyorsunuz. Renk oyunları bir yana, yapıtın birçok yüzeyinin olması, sizin arka planınızda kalan binaların da değişik şekilde görünmesine neden oluyor.

Cityscope’un gece görünümü ise ayrı bir şölen: Saydam olan yüzeyleri, yapıtın içindeki ışıklarla aydınlatılıyor ve ortaya gündüzdekini aratmayacak güzellikte ışık oyunları çıkıyor.

Tek kelimeyle, bayıldım.

Fun Forever üzerinden …


Şehir Saklama Sanatı: Los Angeles Sokakları


Öylesine bir yürüyüş sırasında etrafınıza biraz dikkat ederseniz her yanınız da çöp kovası, telefon kutuları ya da türlü türlü küçüklü büyüklü ne olduklarını bilmediğiniz kutuların sıralandığını görürsünüz. Joshua Callaghan Los Angeles sokaklarındaki benzer yapıları kamufule ederek insanları şaşırtıyor. Dijital fotoğraf teknolojisinin kullanıldığı proje de grafiti yapılmasını engellemek için özel kimyasallar kullanılıyormuş. Saklanan kutuların kendi sokağınızda ne kadar hoş durabileceğini bir düşünsenize!




Petekk on Deviantart



Petek Kızılelma, hayalgücüyle oluşturduğu resimleriyle gönlümün şahanelerinden biridir. Kendisi farklı temaları ve teknikleriyle oluşturduğu çizimlerini günümüzün internet albümü deviantart’a koyarak, deviantart’ı taçlanlandırmıştır.

“Fish doesn’t think” , “Friedrick” , “Minimalove” gibi başlıkları veya yorumlarıyla kendine deviantart profili edinen bu şahane kişinin şaheserlerini Petekk’in deviantart’ında görebilirsiniz.

Benim favorilerim arasında “Minimalove” , “Hokka boz”, “Friedrick”, “Meri” yer almaktadır.

Sayın Kızıelma’nın yorumlarınıza açık olduğunu biliyor, profilinde göreceğiniz resimlerle kuracağınız ilişkinin devamını diliyorum.

17 Adımda Kusudama Çiçeği Yapın: Origaminin Yaratıcı Dünyası


İnsanın inanası gelmiyor kağıtları katlayarak çeşitli nesneler yapmanın mümkün olduğuna ama oluyor işte. Yukarıda gördüğünüz kusudama çiçeğini sadece 17 basit katlama hareketi ve biraz yapıştırıcı ile elde etmeniz mümkün. Gerçi bu olayın origami olup olmadığını tam bilmiyorum ama yine de wikihow üzerinden adımları tek tek uygulayıp güzel bir süs eşyası elde edebilirsiniz. Origami olsun ya da olmasın.

Saturn: Teknolojinin Evrimi



Harikulade bir reklam filmi.

Bildik bir öykü belki; ama muhteşem bir yorumlanmış.

Evrimin ulaştığı son noktanın dile getirdiklerinin Türkçe karşılığı ise

Seçilim zorlu olsa da şimdi orada: Tüm zamanların en güçlü teknolojisi. Hem de acımasızca düşük bir fiyata. Saturn: Pahalıdan nefret ediyoruz

Ads of the World üzerinden...

Öküz İle Kömüş: ODTÜ'den İki Genç Karikatürist



Öküz bilgisayar mühendisliğide, Kömüş ise makinacı... Bu iki genç arkadaşın blogları öküzilekömüş. Mizahın olmazsa olmazlarından olan karikatür ile uğraşan bu arkadaşların çizimleri öyle haftalık mizah dergilerindeki karikatürlere pek benzemiyor bence. Daha bir sergi havasında sanki blog. Ne dediğimi ziyaret ettiğinizde anlayacaksınız.

Sokak Tarzı, Moda ve Stil Blogları




Modayı takip ettiğiniz adres sokaklarsa, sokakların modasını ve tarzlarını en kolay biçimde takip edebileceğiniz adres de streetstyl.es

streetstyl.es'de birçok moda ve stil (ben 'tarz' sözcüğünü daha çok seviyorum) blogunu fotoğraf içerikleriyle takip etmeniz mümkün. Böylece ilginizi çeken tarzların yer aldığı blogları çok daha kolayca tespit edebilirsiniz.

Örneğin yukarıdaki fotoğraflar sırasıyla stockholm street style ve lookbook adlı bloglardan ...

Hastası olmanız muhtemel ...

Jiklet üzerinden ...



Peri Masalı Sahneleri - Magdalena Bors


Evimizin içindeki olağan nesnelerden fırlayan fantastik sahneler. Magdalena Bors'un diğer çalışmalarını burada görebilirsiniz.

Neatorama üzerinden.

Logoları Nasıl Bilirsiniz?


Amerikalı sanat eleştirmeni Mario Amaya, farklı markaların bildik logolarını farklı marka adlarıyla eşleştirince ortaya harikulade bir çalışma çıkmış.

Fotoğraflarda Shell’e ve Volkswagen’a ait logolor, sırasıyla, Dell ve Windows Vista logolarına dönüştürülmüş.

Bigumigu üzerinden …




Yeryüzündeki 10 Emsalsiz Kilise



Oddee, yeryüzündeki 10 emsalsiz kiliseye ilişkin fotoğraf ve bilgelere yer vermiş. Beni en çok etkileyenler, fotoğraflarını da eklediğim, İzlanda’daki Hallgrímur Kilisesi ile Finlandiya’daki Temppeliaukio Kilisesi oldu.

İzlanda’nın başkenti Reykjavík’de yer alan, yapımı 38 yıl sürmüş olan, yaklaşık 75 metre yüksekliğindeki Hallgrímur Kilisesi, mimar Guðjón Samúelsson tarafından tasarlanmış. Kilise, adınıysa on yedinci yüzyılda yaşamış İzlandalı şair ve rahip Hallgrímur Pétursson’ın adından almış.

Bir başka başkentte, Finladiya’nın başkenti Helsinki’de bulunan Temppeliaukio Kilisesi ise tamamen yerin altında kalacak şekilde kayalık arazi içine oyularak inşa edilmiş. Dışından çekilmiş fotoğrafında görebildiğimiz yalnızca çatı bölümü. Mimar Timo ve Tuomo Suomalainen kardeşler tarafından tasarlanmış kilise 1969 yılında açılmış.

Diğer emsalsiz kiliselere ilişkin fotoğraf ve bilgileri Oddee’de bulabilirsiniz.




Cafe Fernando'dan Nar Reçeli



Salı günü sözünü ettiğim Bizim Pastane gibi hastası olduğum bir başka yemek blogu da Cenk Sönmezsoy'un Cafe Fernando'su. Harikulade bir blog: Muhteşem tarifler, muhteşem yemekler ve onların muhteşem fotoğrafları.

Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Sönmezsoy, yemek yapmaktan, yaptıklarını fotoğraflamaktan, ve onlar hakkında yazmaktan büyük keyif adığını söylüyor.

Cafe Fernando'nun mimarı ve her şeyi Cenk Sönmezsoy'a ilişkin daha fazlasını burada bulabilirsiniz.

Gelelim Cafe Fernando'nun en taze tarifine: Nar reçeli

Söz konusu yazıda benim ilgimi çekense reçelin tarifinden çok Sönmezsoy'un yazısının giriş paragrafı. Bayıldım.

Ben paragrafı alıntılayım, gerisine siz yukarıdaki bağlantıdan ulaşırsınız; ama mutlaka ulaşın, pişman olmayacaksınız.

"Bir nar reçeli yaptım, yanağını dayar uyursun. Hem tatlı, hem ekşi. Acayip bir şey. Arkadaşımın annesinin yaptığı, tadına baktıktan sonra bu çikolata mı kokuyor, yok yok Nutella kokuyor, yok hayır karamel mi acaba diye diye kasenin yarısını tereyağlı ekmeklere süre süre yiyip bitirdiğim kiraz reçelinden bile güzel."

"Bir nar reçeli yaptım, yanağını dayar uyursun."

Harika ya ...




René Magritte, Golconda ve The Son of Man


21 Kasım 1898’de Belçika’da doğan Rene Magritte’in dün 110. doğum günüydü. Özel günler için özel logolar hazırlayan Google’ın Türkçe versiyonu, Belçikalı sürrealist için iki eserinin birleşimiyle oluşturulmuş bir logo hazırlamıştı. Çok hoştu.

Bu eserlerden bir tanesi 1953 tarihli Golconda adlı tabloydu. Diğeri ise Golconda’dan 11 yıl sonra, 1964’te bitirilmiş The Son of Man. İki eserde de Magritte’in çalışmalarında sıkça kullandığı unsurlar yer alıyor: Melon şapka takmış takım elbiseli adamlar ve yeşil elmalar.


Wikipedia’nın The Son of Man’e ilişkin sayfasında, Magritte’in çalışmasıyla ilgili şu sözlerine yer verilmiş:

Gördüğümüz her şey bir başka şeyi gizler; daima, gördüğümüz şeylerle nelerin gizlenmiş olduğunu merak ederiz. Gizlenmiş olana ve görünür olanın bize göstermediğine bir ilgi vardır.

Resmin inceliklerine ilişkin söylenebileceklerse, resmin bir otoportre olduğu; yeşil elmanın, resimdeki adamın sol gözünü gizlemekte yetersiz kaldığı; sol gözü görünen adamın sol elininse, takım elbisesince gizlenmiş olduğu.


Golconda’ya ilişkin olarak hazırlanmış Wikipedia sayfasını incelediğimizde ise Magritte eserlerinin telif haklarının mirasçısı olan Charly Herscovici’nin resimle ilgili yaptığı yorumla karşılıyoruz:

Magritte, şeylerin temsillerinin yalan söyleyebildiğini biliyordu. [Resimdeki] adam şekilleri adamların kendisi değil; yalnızca onların resimleri, dolayısıyla herhangi bir kuralı izlemiyorlar.”

Bu yorumla da resimdeki adamların gökyüzünde neden yüzdüklerine, ya da yüzermiş gibi gösterilmelerine ilişkin sonuçlar çıkarmak olanaklı.

Özellikle Golconda’yla altı çizilmek istenen temsil kavramı ya da sorunu, sanat felsefesinin en önemli kavram ya da sorunlarından. Kendisi de sonuçta bir temsil olan araçla, e.d. resimle, temsil kavramına/sorununa değinmesi de Magritte’in eserlerine başka başka boyutlar ekliyor: Magritte’in en popüler eserlerinden biri olan ‘Bu bir pipo değildir’i (Ceci n'est pas une pipe) anımsayın.


Magritte’i seviyoruz…

Dudaklarınız için Baileys için [Baileys Reklam]




Muhteşem bir ezgi ... muhteşem kareler ... muhteşem bir reklam ...

Listen to your lips ... dudaklarınıza kulak verin ... Baileys, hastasıyız ...

ads of the world üzerinden ...